-Hayatın size neden verildiğini bilerek yaşadığınız için çok. şanslınız sizi kıskanıyorum.
İkiyüzlü
10 Ocak 2016 Pazar
Aklımın sınırının olduğu gibi bir düşünceye kapıldığımı hissediyorum.Evren beni köreltiyor.Bana sınırlarını vermediği sürece inancımı ve aklımı kaybedeceğim korkusuna kapılıyorum. Aklımın alamadığı binlerce soru; Dünyanın bilinen tarihine baktığımızda sonsuz olasılığın ardından insanlığın dünyada neden var olduğu ve nereden geldiği? Dinozarların çağı ne şekilde sona erdi? Evren içinde sonsuz nesnenin ve maddenin olduğu koca bir yığın iken biz sadece onlardan birimiyiz? Bir gün ben öldüğümde bu yazımı okuyup bu soruların cevabını öğrenen nesile seslenerek;
1 Nisan 2015 Çarşamba
3 Ocak 2014 Cuma
17 Ocak 2011 Pazartesi
Zorluklardan Seçmeli Hayatlar...
Hayata geldiğimiz yer ile hayatta gelmek istediğimiz yer arasında geçiyor ömrümüz. Zorluklardan seçmeli hayatlar yaşıyoruz. İsteklerimiz imkanlarımızla orantılı değil. Seçtiğimiz her şey için,başka bir şeylerden vazgeçmemiz gerekiyor. Sevdiğimizi seçtikçe mutlu, seçtiğimizi sevdikçe huzurlu oluyoruz. En çok istediğimiz şeyler hiç istemediklerimizle iç içe geçmiş halde çıkıyor karşımıza, istediğimiz bir çok şeye ulaşmak için istemediğimiz bir çok şeye katlanıyoruz. Sevmediklerimizi, sevdiklerimize bedel koyuyor hayat. Hayatımızı şekillendiren bazı şeyler elimizde, bazıları değil...
Bazılarımız şartlara şekil veriyor, bazılarımıza şartlar şekil veriyor. Bazılarımız dünya rekoru kırmak için çalışıyor, bazılarımız dünya rekoru niyetine yaşıyor. İşimiz ile içimiz arasında geçi(ni)p gidiyor ömrümüz. Toprak üstünde farklı sınıflarda yaşayıp,toprak altında eşitleniyoruz
"Avuçlarımız sımsıkı halde dünyaya gelip, ellerimiz açık şekilde dünyadan gidiyoruz"...
Hem yaratıcı,hem yıkıcı taraflarımız var. Kendimizi bir yandan inşa, bir yandan tahrip ediyoruz. Cesaret ile korku, bilgelik ile cehalet, zarafet ile zorbalık, iyilik ile kötülük, şefkat ile şiddet aynı anda içimizde yaşıyor, çatışıyor bize egemen olmaya çalışıyor. İçimizdeki dengesizliklere rağmen dengeli bir hayat kurmaya çalışıyoruz. Kendin yap mobilyalar gibi hayatımız. Evine aldığı modüler mobilyayı kendi başına monte etmeye çalışanlar gibi yaşıyoruz.
"Biraz kılavuza bakıyoruz , biraz birbirine benzeyen parçalara. Elimiz alıştıkça aklımıza güveniyoruz , Kafamız karıştıkça kılavuza... "
Hepimizin derdi, parçaları doğru yerleştirip anlamlı ve işe yarar bir şey ortaya çıkarmak…
12 Ocak 2011 Çarşamba
Yaşam Kitabı
Güzel bir günde parkta oturup yaşam hakkında konuşan, sorunlarımızdan söz eden, varlığımızın doğasını inceleyen ve kendimize şu soruları ciddi olarak soran iki arkadaş gibiyiz: Neden yaşam büyük bir soruna dönüştü? Neden zihinsel seviyede bu denli incelikli ve kültürlü olmamıza rağmen günlük yaşamımız o denli öğütücü, anlamsız ve yalnızca, kuşkulu bir kavram olan hayatta kalmaya dönük? Neden yaşam, günlük varoluş eziyet dolu? “Kişi, düşünen ile düşünce arasındaki çelişkiyi çözüp bütünleşme yaratmak yerine, düşünenin farkında olmalı. Düşünen, deneyimleri bilgi olarak biriktiren psikolojik bir varlık, sürekli değişen çevresel etkilerin ürünü olan ve zamana bağlı bir merkez; düşünen, bu merkezden bakar, dinler ve deneyim geçirir. Kişi, bu merkezin özel yapısını anlamadıkça her an çatışma olacaktır ve çatışma içindeki bir zihin, meditasyonun derinliğini ve güzelliğini asla anlayamaz. “Meditasyon özel bir tarzda nefes almak, burnuna bakmak veya bazı marifetler sergilemek üzere gücü uyandırmak veya bunun gibi olgunlaşmamış yöntemler değildir… Meditasyon, yaşamın dışında bir şey değil. Araba sürerken veya otobüste giderken, amaçsız çene çalarken, ormanda yürürken veya rüzgarın sürüklediği kelebeği izlerken, seçim yapmaksızın, tüm bunların farkında olmak, meditasyonun bir parçasıdır.
20 Aralık 2010 Pazartesi
Tanışma
Onunla tanışma fırsatı bulmuştum.İsmini kim olduğunu öğrenmiştim.Hayallerim gerçeğe dönüşüyordu.Onu seviyordum ve bu gerçeği kendimden saklayamazdım.Ama ondan saklayabilirdim.Bilmesini istemiyordum.Üzülmek yada onu üzmek istemiyordum.Oysa,ne kadar çok isterdim ona sarılmayı doya doya öpmeyi.İnanıyordum bir gün onu ve hayallerimi alıp yok olacağım
Karl
Her zamanki gibi normal bir gündü.Bütün arzularımı karşılayacak bir bayanla tanışacaktım.Kim olduğunu biliyordum.Tanrının onun fiziğini özene bezene yarattığını düşünüyor.Bu düşünceyle onu ilişkiye zorlamak istiyordum.Yoksa onunda diğer kadınlardan farkı yoktu.diğer birlikteliklerimden farkı olmayacaktı.Onu sevmiyordum onunla beraber olmak istiyordum ve beni zevkten çıldırtmasını istiyordum..
19 Aralık 2010 Pazar
Ben Kimim? Öyleyse kaç kişiyim
Felsefe dünyasına büyüleyici bir yolculuk Richard David Precht’in kitabı yaşamın büyük sorularına yanıt veriyor. Gerçek nedir? Kim olduğumu nereden biliyorum? Neden iyi olmak zorundayım?
Felsefe hakkında çok kitap var. Ama Richard David Precht’in Ben Kimim? kitabı felsefe kitaplarının hepsinden çok farklı. Yaşamın felsefi sorularına daha önce hiç kimse bu denli akıllıca ve beceriyle, aynı zamanda neşeli ve mükemmel bir şekilde yaklaşmamıştı. İnsan hakkındaki neredeyse belirsiz olan bilgimizin içinden geçen tek ve benzersiz olan bir yol. Precht felsefeyi, nörobilimden psikolojiye dek yepyeni bir biçimle tanıtıyor. Bilimin bugün insanı tanımladığı şaşırtıcı resim bir yapboz gibi ortaya çıkıyor.
Kendimizi keşfetmenin heyecanlı yolculuğu: Zekice, mizah dolu ve eğlendirici!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


